Asiye Türkan Kitapları

Aileye Mutluluk Yakışır

Aileye Mutluluk Yakışır (1)

Aileye mutluluk yakışır

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR!

Başarıya ve mutluluğa odaklanarak yaşanılan hayatta gerçek başarının tarifini Cenab-ı Allah Hadid Suresi 57/12. ve Mü’min Suresi 40/9. ayetlerinde içlerinden ırmaklar akan, ebedi olarak kalacakları cennetler olduğunu, Mü’minun suresi 23/10. Ve 11. ayetlerinde ise mü’minin vasıfları bulunan herkesin cennetin varisleri olduklarını buyurmuştur.

Eşref-i mahlukat olan insanın yeryüzünde tesadüfi olmadığı bir gerçek.Yaratılan her bir şey bir sebebe binaen yaratılmış. Hiç bir şey boşuna değil. Mutsuzlukta bu eşref-i mahlukatın kaderi değil.

“Kalb düzgün çalıştığı, kendisinden beklenileni yerine getirdiği sürece yoğun dikkatin konusu olmaz.” (Kur’an’a Göre Toplumun Yapılanmasında İlim ve Alimin Rolü; Yrd.Dc.Dr.Zeki Tan)

Rabbim Nahl Suresi 16/ 80 ayetinde “Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı...” buyuruyor ve evlerimiz huzur ve dinlenme yeri değilse, vücuttaki bir arıza gibi yoğun dikkatin konusu durumuna düşer aile... Başı ağrıyan, kalbi sızlayan, beli bükülen nasıl doktordan bir çare arıyorduysa, ailesinde huzur bulamayan, evinde dinlenemeyen huzurun sahibine el açmalı...

Bir mektup yazmalı; içini dökmeli, sıkıntılarını anlatmalı...Zarfın üzerine ismini yazdıktan sonra göndereceği adresi yazmayı unutmamalı...

“Yalnız sana ibadet eder , yalnız senden yardım bekleriz “ (Fatiha 1/5) diye dua ederken hamdini layık olana yapmalı, başkasına ibadet etmemeli, başkasından yardım beklememeli...

Samimiyetle el açıp tıpkı İbrahim (a.s.) gibi “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle...” (İbrahim 14/ 40) diye niyaz etemeli.

“(Ey Muhammed !) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazında dostoğru ol. Çünkü namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.” ( Ankebut Suresi: 29/45)

Hayasızlıktan ve kötülükten alıkoymak, Allah’ı anmak şüphesiz insanı yaptıklarıyla yüzleşeceği günü düşündürür. Bu dikkat üzere hayatını yaşar.

Mutsuzluk bulaşıcıdır, tıpkı korkaklık gibi. Adını hatırlayamadığım bir filmden şu sözler aklımda kaldı: ”Oğlum! Korkakların gözlerine bakma, korkaklık bulaşıcıdır sana da bulaşır.” Korkaklık gibi cesurluk da, mutluluk da bulaşıcıdır.

Gül satanların yanında bulunanlar nasıl gül kokarlarsa, mutlu insanların yanında bulunan insanlarda mutlu olurlar.

Merhametli olmak, merhamet etmeye; af etmek, af edilmeye; saygı göstermek, saygı görmeye; güvenmek, güvenilmeye; fedâkarlık yapmak, fedâkarlık görmeye; ve-l hâsıl sevmek sevilmeye delâlet eder.

Sevgilerin dejenere olduğu bir dünyada gerçek mânâda sevenler hedefi ve rüyası yüce olanlardır... Sadık rüyasının arkasında tıpkı Hz. İbrahim (a.s.) gibi duranlardır.

“İnsanın rüyası ne kadar yüceyse, kurbanı o kadar yücedir. Kurbanı ne kadar yüceyse insan o kadar yücedir.” ( Sören Kierkegoord)

Peki bizim hedefimiz ne ? Biz hayattan ne bekliyoruz? Neleri veriyoruz? Zamanımızı, imkanlarımızı, bilgimizi, maddemizi nerelerde harcıyoruz? Nefsimizin isteklerinin peşinde mi koşuyoruz? Bu koşturmacada ailemize ne kadar zaman bırakıyoruz?

Hasılı kelâm; aileye mutluluk yakışır. Bunun için neler yapıyoruz?

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol