Asiye Türkan Makaleleri

Hoş geldin mi ey ramazan?

Hoş geldin mi ey ramazan?

Ve-l Asr ! Asra, üzerimizde şahitli olan zamana yemin içerek başlayan Asr suresinin akabinde gelen ayetlerde bütün insanların muhakkak, kesin bir HÜSRAN içinde olduğudur. Cenabı-ı Hak bu hüsrandan kurtuluşu da iman etmeye, Salih amel işlemeye, hakkı ve sabrı tavsiye etmeye bağlamıştır.

Bu surenin tefsirinde İmam Şafii' ye atfen şöyle dediği rivayet edilir: “Kur'an'da başka hiç bir sure nazil olmasaydı, şu kısacık sure bile insanların dünya ve ahiret saadetini temin ederdi.”

Sanırım dünyaya dört elle sarıldığından, geleceğin hayalleriyle savrulduğundan ya da yıllar sonrası için hesaplar yapıldığından dolayı bu dünya saadeti temin edilmemiştir.

Bütün Kur'an'ı sular seller gibi okunmasına, yarışma konusu yapılmasına, akait fıkıh- siyer- tefsir usulü- siyer usulü- ahlak esasları vs. bir çok bilgileri öğrenilmesine rağmen hala anlaşılmamakta, dünya saadetine ulaşılmamaktadır.

Şeytanların bağlandığı, Kur'an, rahmet, feyiz, bereket ayı ramazan ayındayız. Camilerde okunan ayetlere, kılınan namazlara, yapılan nasihatlere inat yaşanan olumsuzluklar, bir yerlerde büyük hataların olduğunu, bu bilgilerin ve yapılanların mutluluk getirmediği bir gerçektir.

Bu kadar dini yaşamları ve söylemleri yetersiz kılan, Arapçasından anlamını anlamadan indiren hatimler, huşusuz kılınan namazlar, hedefine ulaşamayan nasihatler midir?

Yaşanan felaketler, bu kadar ilimler, bu kadar bilgiler, bu kadar ibadetler, bu kadar dualar tam adrese sunulmadığından mıdır?

Akan bu kadar kanlar, sadece bir sıkıntı, bir musibet geldiğinde alemlerin tek sahibine yönelmemekten midir?

Her ramazan duymaya, görmeye alışılan vücudu parçalanmış, kanlar içinde yerlerde yatan cansız bedenler, kader mahkumu olunduğuna inanılmasından mıdır?

Ucuz kahramanlık peşinde olan, sanal dünyada kurulan dünyalarda bu zalimlerin yaptıklarının yanlarına kalmayacağını, muhakkak cezalarının verileceğini bin bir ayetle dillendirenler neyi bekliyor?

Müslümanlar “mehdi yeryüzüne inecek ve bütün zalimlerin cezasını verecek” ninnileriyle daha ne kadar uyutulacak?

İslam coğrafyasında kanlar akıyorken, komşu komşunun halini bilmiyorken, bırak komşuyu evin içindeki bireyler birbirinden habersizken, hangi gönül rahatlığından bahsedile bilinir?

Müslümanlar birbirleriyle uğraşıyorken, birbirlerine selam bile vermiyorken, bırak selamı birbirlerinden nefret ediyorken, makam kavgası peşindeyken hangi kardeşlikten bahsedebilinir?

Kıtalar ilerisindeki açları doyurma peşinde olup yakınındaki açlar görülmüyorsa, hakka ve hidayete susamış gönüllere bir bardak su verilmiyorsa hangi infaktan bahsedebilir?

Sevgi ve merhamet üzerine kurulmuş bir medeniyetin bıraktığı izler hala silinememektedir. Bu iklimde büyüyenlerin gittikleri yerler de bile bu etki hakim olmaktadır.

Hakkın değil gücün hakim olduğu bir toplumu Resulü yoluyla eğiten yüce Allah, bunun yolunu da göstermektedir.

Müslümanım diyenler şunu çok iyi bilmelidir ki; Hak Teala müslümanım diyenleri seçmiştir. Allah'ın adıyla gerektiği gibi cihad edilmesini emretmiştir.

Bunun şartı olarak da namazların ikame edilmesini, zekatların tam verilmesini, öncekilere de farz kılınan oruçların tutulmasını, Allah'ın ipine sımsıkı sarınılmasını emretmiştir.

Dost olarak Allah'ın bilinmesi, sadece O'ndan yardım beklenilmesini istemiştir. Ki O dost, imanını hayatına şahit kılanlara dostluk yapsın ve bütün işlerinde yardım etsin…

“Ey iman edenler, eğer siz Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.” (Muhammed: 47 / 7)

Ayakların sağlamlaşması, yardıma layık olunması ancak Allah adı ile islama ve bütün insanlara yardım etmekle olur.

Eğer bir gün bunun farkında olur ve bu farkındalıkla müslümanlar olarak birleşirsek, dünyada hiç bir zalim hakimiyetini sürdüremiyecek, ağlayanlar gülecek, herkes Allah'ın dinine akın akın girecektir.

Sanırım bunun için öncelikle inandık diyenlerin Allah'ın dinine gerçek manada girmeleri, Allah'a katıksız iman etmeleri, güvenmeleri, teslim olmaları, hayatın ölümün ve ibadetlerin Alemlerin Rabbı için olduğunu idrak etmeleri gerekmektedir.

“Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım bekleriz” derken başka yardımcılar ve mabutlar edinilmemelidir.

Hasılı herkesin özüne, fıtratına, islam dinine dönüşe ihtiyacı vardır. Ya inanılan gibi yaşanılacak ya da yaşanılan gibi inanılacaktır.

Rabbim! Bizleri senin dinine tabi olmuş has kullarının arasına kat…(Amin)

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.