Şahsiyet

Allah ile aldatılmak!

ALLAH İLE ALDATILMAK!

İyiliği sonsuz, ikramı bol ve hesapsız olan Hak Teala bizleri kainatı bin bir güzelliklerle süsledikten sonra şerefli bir misafir olarak yeryüzüne göndermiştir. Hak Teala; kullanma kılavuzu olan kitabının korumasını bizzat kendisinin yapacağını bildirmiştir.1   Bu vahye tabi olup, uygulayarak örnek olmakla görevli olan Nebiler 2  de göndermiştir. Bütün nebiler vahye uymak zorunda olduklarından dolayı, onların yaptıklarını yani sünnetlerini Kur’an’ı Kerim’den çıkarılmış hikmet olarak bilmek durumundayız.

Hikmet: Varlıkların yaratılış gayesidir.   Yaratılan her canlı veya sonradan insanın icadı olan her varlık yapıldığı doğrultuda kullanılmalıdır. Nasıl ki, dünyaya açık bir kapı hükmünde olan evlerimizin baş köşelerine oturttuğumuz televizyonları sehpa, buzdolabı, fırın vs. gibi görmüyor ve yaratılışına uygun olarak kullanıyorsak, bozulduğu anda fabrika ayarlarına döndürme gayreti ile iyi bir tamirciye götürüyorsak, tamir edilememe durumunda da evimizde tutmuyor ve çöpe atıyorsak bedenimizi de yaratılışları doğrultusunda kullanmalıyız...

Yaratılan her canlının yaratılış gayesinin dışına çıkması, onun felaketine sebep olmaktadır. Göz gördüğünü doğrulamalı, kulak duyduğunu kalbine yansıtmalı, gönül kalbine yansıyanı sevmeli,  akıl da düşünerek yaptığı hatalı davranışlarından vaz geçmelidir.  

Şeytan; insanın varlığını kendisine muhalif olarak görmüş, cennet mekandan kovulmasına sebep olmuş,  Araf suresinde suçunu kabullenmediği gibi, suçunu Allah Teala’nın üzerine atarak, Ademoğlunu ebedi düşman belirlemiştir. Yoldan nasıl çıkaracağını da şu şekilde dile getirmiştir: "Öyleyse dedi, beni azdırmana karşılık, ant içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım."3

Öğretmeni Allah olan Hz. Adem’den daha bilgili olmadığımız her birimizin malumudur. Şeytan;  Adem’i ve eşini insanlığın en büyük emelleri olan ölümsüzlük ve bitmez saltanat ile aldatırken, buna da Allah’ı şahit tutmuştur. Şeytanın düşmanı olduğunu ve O’na kanmaması gerektiği talimatını alan Adem ve eşi, bu emri unutup cahillik yapmışlardır. Hak Teala; içinde her türlü zarardan onları koruyacak ve her türlü nimetlerin bulunduğu cennetinden, yani bahçesinden ikisini de çıkaracaktır. Hatasını anlayan Adem, hatasından dönmüş affa layık olmuş, lakin rahatından da olmuştur. Artık onların yıpratıcı bir imtihanları vardır. Ve onlar imtihanlarını yaşayarak tamamlamışlardır. Rabbimiz: “Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.” 4   buyurmaktadır.

Şeytanın aklını çeldiği insanların durumunu Hak Teala Zuhruf suresinde şu şekilde anlatmaktadır;“ Kim Rahman’ın zikrini görmezlikten gelirse başına bir şeytan sararız; onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar.” 5

Rahman’ın zikrini görmemezlikten gelenler; indirdiği ve yarattığı kitap kainatı gerektiği gibi taktir edememişlerdir. Bundan dolayı yaptıklarının karşılığının eksiksiz verileceği ebedi mekanı, geçici ve yakın olan dünya nimetlerine tercih etmişlerdir. Halbuki Hak Teala ahirete ve dünyaya talip olup adil olan ve yerini bilen mü’minlere her zaman destek olacağını, önlerini açacağını ve ayaklarının Hak üzere sabit olup güzel bir hoş bir hayat yaşatacağını 6  vaat etmiştir. Bunun için Allah, kendisine yardım etmemizi şart koşmuştur.“Siz Ey iman Edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz ( emrini tutar, dinini uygularsanız) O’da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” 7

Bunun için elbette bir emek vermek gerekir. Gerekli emeği ve gayreti gösterenlerin işleri kolay olacaktır. İlgili ayet şu şekildedir; “Bizim yolumuzda çaba gösterenlere, yollarımızı gösteririz. Allah elbette güzel davrananlarla beraberdir.” 8 

Bu çabayı en çok gösteren, vahye ilk muhatap olan Nebiler ve bu nebiler ile aynı çağda nebi-Resullerin yaşantılarına şahit olan arkadaşları olmuştur. Hayattın bir çok alanlarında bizlere örnek olan, gökteki yıldızlar hükmünde olduğu rivayet edilen Allah Resulünün nadide arkadaşları hakkında, ibn-i Abbas’dan rivayet edilen bir konuşma oldukça manidardır:

-“Sizler yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak toplanacaksınız. Kıyamet günü ilk giydirilecek olan Hz. İbrahim’dir. Ashabımdan bir grup sol tarafa alınacak. Ben; - “Ashabım, Ashabım ” diyeceğim. Hak Teala; -“Bunlar sen ayrıldıktan sonra sürekli geriye gittiler.” Diyecektir. Ben de Salih kul İsa gibi diyeceğim; -“...İçlerinde bulunduğum sürece onları görüyordum. Beni vefat ettirince gören yalnız sen oldun. Sen her şeyi görüp gözetirsin. Eğer azap edersen, onlar senin kullarındır. Bağışlarsan şüphesiz sen güçlüsün, doğrusunu yaparsın.” (Maide: 5/117-118) 9

Gerçeğin üzerini örterek yanlış kişilerle dostluklar kuranların kıyamette yaşayacakları kötü akıbetlerinin anlatıldığı ve akabinde inanmayanlara Allah Resulünün söyleyeceği söze kulak vermek gerek:“O gün elçi diyecek ki “Ya Rabbi! Benim kavmim bu  Kur’an’ı kendilerinden uzak tuttular.” 10

Dünyanın kan gülüne döndüğü şu zaman diliminde, insan onur ve izzeti ayaklar altındadır. Haksız yere canlara kıyılmakta, mallar gasp edilmekte, ırzlara geçilmekte, evlerinden uzaklaştırılıp başka diyarlara göçlere sebep olunmakta, Allah’ın açık nassları olduğu halde Allah’ın haramları görmezlikten gelinerek fetvalarla delinmektedir. Hatta, Allah’ın bütün sınırları çiğnenmektedir.

Geçmişten günümüze getirdiğimiz ve Hak din diye bildiğimiz bütün yanlış öğretilerin insanlığa verebileceği hiçbir şey olmadığı gün kadar aşikardır. Halbuki bu din, mazlumun gözündeki yaşı silecek, ahları durdurup yeryüzünü imar ederek huzur sunacak bütün öğretileri içinde bulundurmaktadır.

Şu da bir gerçektir ki, gerek doğuda gerekse batıda en çok okunan ve en az anlaşılan kitap, Allah’ın yeryüzünü imar etmesi için gönderdiği kılavuz olan Kur’an’ı Kerim’dir. Ne zaman Hak olan Kitabın önündeki bütün engeller kaldırılırsa; kör olan gözlerimiz açılacak, paslaşan kulaklarımız nasihatleri dinleyecek,  katılaşan kalplerimiz sevgi ile dolu olacaktır. Ve insanlığımızın önü açılacaktır.

Hak Teala insanı muhatap almıştır. Bunun için Hakka layıkıyla kulluk yapma gayreti içine girmek gerekir. Acilen fabrika ayarlarımız hükmünde olan fıtratımıza dönüş yapmak zorundayız. Allah’ın ipine sarılıp beraber olmalı ve Allah’ın boyası ile boyanmalıyız. Allah’a dinini öğretme cahilliğinde sıyırılıp açıklamaları da kendisinden öğrenmeliyiz. Aksi taktirde gücümüz kırılıp, şeytanın oyuncağı durumunda olmaktan kurtulamayacağız. Bunun için yüzümüzü Allah’a çevirip Hak dine girmeliğiz.

“Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin. O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden olmayın; dinlerini darmadağın edip grup grup olan kimselerden olmayın. (ki onlardan) her bir grup kendi katındaki ( dini anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. ” 11

Ya Rabbi! İlmimizi, anlayışımızı, imanımız arttır. Bizleri doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma. Takva sahiplerine önder kıl. Canımızı Müslüman olarak al...

Gayret bizden, başarı alemlerin tek ve yüce sahibi Hak Teala’dandır.   

Asiye Türkan

  1Hicr:15/9,   2Araf: 7/203,   3A’raf:7/16,    4Bakara:2/134, 5Zuhruf: 43/36-37,   6Rad:  13/29, Bakara 2/201-202,   7Muhammed: 47:7,   8Ankebut: 29/69,   9Buhari, 8Enbiya 8, 10Furkan 25/30,   11Rum:30/31-32

 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.