Şahsiyet

Doğru yolun eğri yolcularına

DOĞRU YOLUN EĞRİ YOLCULARINA!

Hamd; âlemlerin tek sahibi Allah’a mahsustur. Allah’a hamd eder, Allah’tan yardım ister ve mağfiretini dileriz. Nefsimizin kötülüklerinden ve amellerimizin, işlerimizin kötü ve yanlış olanlarından Allah’a sığınırız. Biliriz ki;  Allah, kim hidayet isterse ve gayret ederse ona vereceğini vaad etmiştir. Kim de sapmada direnirse onu doğru yola iletecek de yoktur.

 Allah’tan başka ilah olmadığına tanıklık ederim. O, bir ve tektir ve Onun şeriki, ortağı da yoktur. Yine tanıklık ederim ki Muhammed (s) Onun kulu ve Resulü’dür.

 “Ey insanlar!   Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbimizden sakının, emir ve yasaklarına uyun. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” ( Nisa 4/ 1)  “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Onun emir ve yasaklarını uygulayın ve doğru söz söyleyin. Ki, Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.

” (Ahzab 33/ 70-71)  Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimiz; çoğu zaman cumalarda, yaptığı konuşmalarda, nikâh törenlerinde ve ashabına öğrettiği Hacet hutbesinde şöyle buyurur;          

“O halde dikkat buyurun! Şüphesiz sözün en doğrusu Allah’ın Kitabı Kur’an’dır. Yolun en hayırlısı da Muhammed (s.a.v.)’in gösterdiği yoldur. İşlerin ve adetlerin en fenası da sonradan uydurulanlardır. Çünkü sonradan uydurulan ve dine sokulan her şey, bidat yani dinde bir yenilenme ve yeniliktir, yeni bir dindir. Her bid’at da sapıklıktır ve her sapıklık da ateştedir.”*

Daallin yani sapıklık; Sonradan uydurulan, Allah Resulü’nün hayatında yapmadığı, kimi zaman iyi niyetle kimi zaman da kötü niyetli insanların sonradan yaparak ve yapılmasını tavsiye ederek ulaşılan bir sonuçtur. Bizler namazlarımızda daima bu sapıtanlardan olmamak için ellerimizi kâinatın yüce Yaradanına açarız. Dualarımızın kabul olması için boyun büküp huzurunda secdelere kapanırız. Ve niyazımızdır bu daallinlerden olmamak. “Ya Rab! Bizi doğru yola ilet, Kendine iyilik verdilerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapıtanların kine değil.“ (Fatiha 1/5-7) Lakin seccademizi kaldırıp gündelik hayata geçtiğimizde,  dini bir rituel haline getirdiğimiz bir çok alışkanlıklarımızın esiri olmaktan da kendimizi kurtaramayız.

Zikir; Aklımızda kullanıma hazır halde tuttuğumuz ve zamanı geldiğinde kullanıma hazır olması gereken bilgi iken bizler defaatle aynı kelimeleri arka arkaya söylemeyi bizi iyiler taifesine katacağını zannederiz.
Hikmet; Bilgiyi doğru adresten öğrenip, doğru yerde kulanmak olduğunu, doğrunun da Allahın kitabı olduğunu biliyor iken, her okuduğumuza, her duyduğumuza inanıp, sorularımızın cevabını da Google dan arar duruma gelmişiz.

Adalet;Her şeyi yerli yerince yapmak, herkese hakkını vermek olduğunu, her doğruyu her yerde söylemek gerektiğini biliyor iken, âdil olmayan hâkim olamaz iken, adaleti haktan yana değil, hak hukuk tanımayan yerlerde arar duruma düşmüşüz.
Dengeler alt üst oldu, değerler değişti, teknoloji büyüdü, mertlik bozuldu…
Sevgiler geçici ve kandırıcı aşka, merhamet de vicdanlardan kaybolmaya başladı…
Rahman hayır yolunda yarışmamızı tavsiye ederken, egoların tatmini yarışına girildi…
İnsanoğluna huzurun ve refaahın adresi tam olarak verilirken, O yanlış adreslerde aradı…

Şirk; en büyük zulüm iken, şirkin de Allah’u Teâlâ’yı hayatımızda, işlerimizde ikinci sıraya almak olduğunu biliyor iken, Şirkin affının olmadığını da, Sözlerin en güzelini söyleyen Ku‘ran-dan okuyor iken, müslümanım demenin bizi kuratacağına inanır duruma düşmüşüz.
„İman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir. „ (En'am Suresi  6 / 82)

Dinde hassas hata yapmaktan korkan Allah Resul’ünün Ashabı bu ayet indiğinde şirkin ne olduğunu öğrenmek için;
 - Ey Allah’ın Resülü! Hangimiz imanına zulüm bulaştırmaz ki? diye sormaktan kendini alamamıştır.
 Allah Resulünün cevabı da şu şekilde olmuştur;
 „Hani Lôkman oğluna; öğüt vererek, demişti ki; "Ey oğlum, Allah'a şirk koşma. Şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür." (Lôkman Suresi 31 / 13)
“Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır. „ (Nisa Suresi  4 / 116)
Hayatta en önemli meselemiz şirk koşmadan bu iki kapılı handan geçmek ve arkada hoş bir sadâ bırakmak  ve bu fâni dünyaya veda ederken illâ ki müslüman olarak gitmektir.
“Ey iman edenler! Allah’tan sakınılması gerektiği şekilde, emir ve yasaklarına uyarak sakının ve ancak Müslüman olarak ölün.” ( Âl-i İmran 3/ 102)

Bu da ancak Ayeti Celile’ de buyrulduğu gibi Allah’tan gerektiği gibi sakınılarak ve emir ve yasaklarına uyularak yapılabilinir. İlim ve amel uygunluğu içinde yaşayarak, verilen her nimetin şükrünü aynısıyla vererek ulaşılabilinir. En büyük nimet, bilgi ve hikmettir. Bilgi nimetinin şükrü de, bilgiyi doğru ve gerektiği şekilde kullanmaktır.
 Sanırım işe bilgi çöplüğüne dönmüş beyinlerimizi ve kalplerimizi temizlemekle işe başlamak gerek. Bu doğrultuda bir grup arkadaşla acaba bu çorbada bizim de tuzumuz olabilir mi? Düşüncesiyle yola çıktık. Bu asra bizim söylememiz gerekenler var deyip arkamızda hoş bir seda bırakmak gayreti ile bu aile okulunu kurduk.
 

Tamamen halis niyetlerle ve sadaka-i cariyemiz olsun amacıyla, yarın en çok muhtaç olacağımız bir zamanda elimizde olsun diye, lanetlenmiş şeytandan Allah’a sığınarak Bismillah dedik,  Rahman ve rahim olan Allah’ın affına sığınarak…
 Öncelikle kendimize ve ailelerimize katacağı her güzelliğe talip olduk. Bizimle beraber sizlerin de bu yolda yanımızda olmanızı arzuladık. Algılarımızın düzelmesi ve Allah’ın dini olan İslâm’ın kendi kitabından ve ondan hikmeti çıkaran Resulü’nün hayatından öğrenelim gayreti içine girdik. Şahsiyetli bireylerin oluşturacağı mutlu yuvalarda yetişen geleceğimize buradan bir desteğimiz olsun duasındayız.
 Şükürsüz ve kanaatsiz, elindeki nimeti kaybettikten sonra farkına varanlardan olmamak, doğru işler yapıp iyi sonuçlar beklemek için gelin el ele verelim.
Doğru oturup, doğru bilgilerle beslenip, güzele tabi olalım. Olalım ki vereceğini vaad eden Hak Teâlâ bize de versin.
Doğru yolun eğri yolcusu olmayalım.
Rabbım! Vereceğin her hayra muhtacım…
Gayret bizden muvaffakiyet Âlemlerin yüce Yaradanı Cenab-ı Haktan…

 

Asiye Türkan

*Müslim; Cuma: 867-868/43-46. Ebu Davud, Nikâh,2118. İbn Mace, Nikâh, 1892-1893 ve Darimi; Nikâh,2208

 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.