50 Yıl mutlu yaşayan Aile'nin sırrı

Bir genç çift evlenirler ve şöyle bir anlaşma yaparlar. Erkek, “Hanım, eğer ben akşam eve gelirken görsen ki, gömleğimin bir ucunu şalvardan çıkartmış yana salmışım, anla ki, o gün işler ters gitmiş, moralim çok bozuktur. Üstüme gelme ki, seni rencide etmeyeyim.” Hanım, tamam demiş ve eklemiş: “Siz de eve geldiğinizde eğer ben kuşağımın bir ucunu aşağı sarkıtmışsam, siz de anlayınız ki, bütün gün evin içinde bunalmışım, ev işleri, çocuklar beni çok yıpratmış, siz de benim üzerime gelmeyiniz” demiş. Bey de buna “tamam” çekmiş. Beyin eve gelme saatinde kadın pencereden kocasını gözlermiş. Eğer gömleğin ucu sarkmış ise ve kendi canı da çok sıkılmış ise o da kuşağının ucunu sarkıtırmış. Bey eve geldiğinde hanımın kuşağının sarktığını görünce kimse kimsenin üstüne gitmezmiş. O günden sonra o evde asla hır-gür olmamış.

“Uzun yıllar mutlu bir evlilik sürdüren yaşlı çift, evliliklerinin “ellinci” yılını yaşamaktaydılar ve mutlu süren evliliklerinin altın yılını kutlamışlardı. Bir gün kahvaltıda kadın kendi kendine düşünüp; ‘Elli yıl boyunca kocama nazik davrandım ve ona her zaman ekmeğin iyi pişmiş, kıtır tarafını verdim. Ama bugün bu lezzetli kısmı kendime ayırayım artık’ diye düşünmüş ve ekmeğin kıtır kısmını yağlayıp kendisine ayırmış, öbür yumuşak tarafını da eşine vermiş. Beklediği tepkinin aksine kocası sevinerek, karısının elini öpmüş ve şöyle demiş; "Sevgilim, bana günün en mutlu anını yaşattın. Elli yıldır ekmeğin en sevdiğim yeri olan yumuşak tarafını yiyemiyordum; çünkü çok sevdiğin için o parçayı hep sana bırakıyordum."
Said Nursi’nin eşlere verdiği şu güzel nasihatte şöyledir;

“Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için saliha zevcesini taklid eder, o da sâlih olur. Hem bahtiyardır o kadın ki: Kocasını mütedeyyin görür, ebedi dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur; saadet-i dünyeviyesi içinde saadet-i uhreviyesini kazanır.

Bedbahttır o adam ki; sefahete girmiş zevcesine ittiba' eder vazgeçirmeğe çalışmaz. Kendi de iştirak eder. Bedbahttır o kadın ki; zevcinin fıskına bakar, onu başka bir surette taklid eder. Veyl o zevc ve zevceye ki; birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yâni medeniyet fantaziyelerine birbirini teşvik eder.”
Herkesin hanesi, küçük bir dünyasıdır. Ve o hane ve aile ha¬yatının hayatı ve saadeti ise; samimi ve ciddi ve vefadarane hürmet ve hakiki ve şefkatli ve fedakârane merhamet ile olabilir. Ve bu hakiki hürmet ve samimi merhamet ise; ebedî bir arkadaşlık ve daimî bir refakat ve sermedî bir beraberlik ve hadsiz bir zamanda ve hududsuz bir hayatta birbiriyle pederane, ferzendane, kardeşane, arkadaşane münasebetlerin bulunmak fikriyle, akidesiyle olabilir. ( Sözler)

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.